Underwater Suicides

“Herkes ölümünü hazırlıyor bir şekilde, yalnızca yolları farklı. Tüketerek, harcayarak, hoyratça yaşayarak… Bilmeseniz de bir seçiminiz var sonunuz için.” UWS
Şimdi siz başlığa bakıp “intiharın sualtı mı olur, intihar intihardır” diyebilirsiniz. Aslında belki de intihar yerine bir köklere dönüştür bu eylem, %70 sudan oluştuğumuza göre.
Mehmet Turgut’un son sergisinden bahsediyorum. Yaratıcı bir fotoğrafçı, kayda değer bir bağlam, etkileyici ve düşündürücü kareler ve az biraz teknoloji müdahalesi… Tabii, unutmamak lazım; bir serginin içeriği kadar sergi alanı da önemli. Düşünüyorum da bedenimizin yarısından fazlasına sahip bir gücün karşısında yine bedenimizin görünmeyen hâkimi olan ruhumuzu etkileyecek, beynimizi ve ruhumuzu teslim alacak terk edilmiş bir fabrikadan daha iyi ne olabilir ki? Tıpkı sergi için seçilen Hasköy Yün ve İplik Fabrikası gibi. Bu kez bu terk edilmiş fabrika bir çevre duyarlılığı projesine ve bilinçsiz tüketilen her bir damla suyun bizi adım adım intihara sürüklediği gerçeğine ayna tutmak için ziyaretçilerine açıldı.

12 kişilik bir ekip tarafından tamamı su altında olmakla birlikte çeşitli intihar başlıklarına uygun; 6 fotoğraf, fotoğraf karesi metinleri ve sahne arkası görüntülerinden oluşan sergi; bize yalnızca ölümün varlığını değil aynı zamanda insanoğlunun bu doğal sürece hızlı müdahalesini de anlatıyor. Kaçınılmaz sonun ne kadar mutlu olabileceğini sorguluyor. Eeee, neticede her son mutlu değil.
Bugüne kadar birçok toplumsal soruna ve çevre duyarlılığına dair yaptığı çalışmalarla dikkat çeken sanatçının bu sergisi de kesinlikle hatırlanmaya değer olacak deneyimlerimiz arasına girecek. İster çevre duyarlılığı için, ister yaşam mücadelesi karşısındaki acizliğimiz için… Nefes aldığımız her an peşimizdeki mutlu(!) sonun aslında ne kadar yakın ve -kısmen de olsa- ne kadar avucumuzun içinde olduğunu gerçeğini görmek için belki de. En yalın haliyle şunu çıkarabiliriz: “ Biz kalamadık, bırakalım en azından sular temiz kalsın.” Daha ölmeye değer bir şey için ölelim mesela, bir türlü sahip çıkamadığımız doğanın öfkesinden değil.
Mehmet Turgut’un “Underwater Suicides” sergisinden yola çıkarak hayatı ve yaşama tarzımızı sorgulamaya çalıştığım bu yazıyı genel geçer bir nasihatle bitirmem uygun olsa da ben yine de bedenimizin ¾’ünü oluşturan bir maddeyi daha fazla sorgulamayacağım. Ne yaparsak yapalım zamanında yapmadıklarımız için artık yapacak bir şey yok. Şansımız mı? Tabi ki hepimiz ona inanıyoruz ama atlayamayacağımız bir gerçek var ki: Su kendi başına elbette yolunu bulur; ama insanlar o kadar şanslı değil…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder